Yazar: Uzm. Dr. A. Ozan Gökuç — Anesteziyoloji ve Reanimasyon Uzmanı
Boyun ağrısı, çoğunlukla kas ve bağ zorlanması, uzun süre aynı pozisyonda kalma ve boyun omurlarındaki yaşa bağlı yıpranmayla ilişkili, sık görülen bir yakınmadır; boyun fıtığında ağrı kola yayılabilir ve uyuşma eşlik edebilir. Kolda güç kaybı, yürüme dengesizliği, ateş veya travma sonrası ağrıda gecikmeden başvurulmalıdır. Değerlendirme öykü, muayene ve gerektiğinde görüntülemeyle yapılır.
Amaç boyun ağrısını yalnız ilaçla susturmak değil; sinir ya da omurilik etkilenmesini gözden kaçırmadan, başı rahat çevirebilmeyi ve işe dönmeyi hedefleyen bir plan kurmaktır. Bel ve dizde de geçerli olan genel çerçeve ağrı değerlendirmesi ve ameliyatsız ağrı yönetimi sayfasında özetlenmiştir; aşağıdaki bölümler boyuna özgü nedenleri, uyarı belirtilerini ve seçenekleri anlatır.

Boyun ağrısı; ensede, boynun yanlarında ve omuz üstünde hissedilen, kimi zaman kürek kemikleri arasına, başın arkasına ya da kola yayılan ağrıdır. Sık eşlik eden yakınmalar boyunda tutukluk, başı çevirirken kısıtlılık, kaslarda sertlik ve hassas noktalar ile başın arkasından başlayan baş ağrısıdır; bir sinir kökü etkilendiğinde kolda uyuşma, karıncalanma ya da güçsüzlük de görülebilir.
Küresel Hastalık Yükü (GBD) 2021 analizine göre 2020’de dünya genelinde tahminen 203 milyon kişi boyun ağrısı yaşıyordu; yaşa göre standartlaştırılmış yaygınlık kadınlarda 100.000’de 2.890, erkeklerde 100.000’de 2.000’di ve en yüksek düzeye 45–74 yaş arasında ulaşıyordu (GBD 2021 Neck Pain Collaborators, 2024). Aynı analiz, nüfus artışı ve yaşlanma nedeniyle bu sayının 2050’de yaklaşık 269 milyona çıkabileceğini öngörüyor.
Kas ve bağ zorlanması, disk ve eklemlerdeki yaşa bağlı değişiklikler ve daha seyrek olarak omuriliği ya da boyun dışındaki organları ilgilendiren durumlar boyun ağrısına yol açabilir. Boyun omurgası yedi omur (C1–C7) ve aralarındaki disklerden oluşur; başı taşırken geniş bir hareket açıklığı sağlaması, bu bölgeyi zorlanmaya açık hale getirir.

| Olası neden | Sık görülen özellikler |
|---|---|
| Kas ve bağ zorlanması (mekanik boyun ağrısı) | Öne eğik çalışma, ani hareket veya zorlayıcı uyku pozisyonu sonrası; hareketle artan ağrı ve kas gerginliği |
| Yaşa bağlı yıpranma (servikal spondiloz, halk arasında “boyun kireçlenmesi”) | Disk yüksekliğinde azalma, eklem kenarlarında değişiklikler; sabah tutukluğu, baş çevirmede kısıtlılık |
| Boyun fıtığı (servikal disk hernisi) | Disk dokusunun sinir köküne baskısı; kola yayılan ağrı, uyuşma |
| Kanal daralması (servikal stenoz) ve omurilik baskısı | Ellerde beceriksizlik, yürürken dengesizlik |
| Travma | Kazada ani öne-arkaya savrulma, düşme veya çarpma sonrası ağrı; kırık dışlanmalıdır |
| İnflamatuvar romatizmal hastalıklar (ör. ankilozan spondilit, romatoid artrit) | Sabahları uzun süren tutukluk, hareketle azalan ağrı, başka eklemlerde yakınma |
| Boyun dışı nedenler | Kalp, akciğer, tiroit ya da diş-çene kaynaklı ağrının boyuna yansıması |
Boyun düzleşmesi, boyun omurgasının normalde öne doğru hafif çukur olan eğiminin (lordoz) röntgende azalmış görünmesidir ve tek başına ağrının nedeni sayılmaz. 45 yaş üstü 107 gönüllünün boyun grafilerinin incelendiği bir çalışmada, son 12 ayda ağrısı olan ve olmayan gruplar arasında genel eğim, segment açıları ya da düz veya ters eğimli boyun sıklığı bakımından anlamlı fark bulunmadı; araştırmacılar bu yapısal bulguların ağrılı kişide rastlantısal olabileceğini vurguladı (Grob ve ark., 2007). Röntgen raporundaki “düzleşme” ifadesi bu nedenle muayene bulgularıyla birlikte yorumlanır.
Boyun fıtığı (servikal disk hernisi), iki omur arasındaki diskin iç kısmının dış halkayı aşarak yakınındaki sinir köküne ya da omuriliğe baskı yapmasıdır. Sinir kökü etkilendiğinde gelişen tabloya servikal radikülopati denir: ağrı boyundan omza, kola ve parmaklara yayılabilir; uyuşma, karıncalanma, reflekslerde azalma ya da belirli kaslarda güçsüzlük eşlik edebilir. Omurilik baskı altında kalırsa (miyelopati) ellerde beceriksizlik ve yürüme dengesizliği ön plana çıkabilir.
Kola yayılan her ağrı fıtık kaynaklı değildir. ABD’nin Rochester kentinde 1976–1990 yıllarını kapsayan nüfus temelli bir çalışmada 561 servikal radikülopati hastası incelendi: en sık C7, ardından C6 sinir kökü etkilenmişti; tablo hastaların %21,9’unda doğrulanmış disk fıtığına, %68,4’ünde ise spondiloz (yaşa bağlı yıpranma), disk ya da ikisine bağlıydı ve yıllık sıklık en yüksek 50–54 yaş grubundaydı (Radhakrishnan ve ark., 1994). Aynı çalışmada hastaların %41’inde daha önce bel bölgesinde sinir kökü ağrısı öyküsü vardı; bel kaynaklı yayılan ağrı bel ağrısı ve bel fıtığı sayfasında ayrıca anlatılır.
Etkilenen sinir köküne göre belirtiler tipik olarak aşağıdaki bölgelerde hissedilir; dağılım kişiden kişiye farklılık gösterebilir:
| Sinir kökü | Ağrı ve uyuşmanın sık yayıldığı bölge | Etkilenebilen hareket ve refleks |
|---|---|---|
| C5 | Omuz ve üst kolun dış yüzü | Kolu yana kaldırma; biseps refleksi |
| C6 | Ön kolun dış yüzü, başparmak ve işaret parmağı | Dirseği bükme, bileği yukarı kaldırma; brakiyoradyal refleks |
| C7 | Kolun arka yüzü ve orta parmak | Dirseği açma; triseps refleksi |
| C8 | Ön kolun iç yüzü, yüzük ve serçe parmak | Parmakları bükme, elle kavrama |
Aşağıdaki belirtilerden biri boyundaki ağrıya eşlik ediyorsa planlı bir muayeneyi beklemeden en yakın acil servise başvurulmalıdır:
Kırmızı bayrak olarak adlandırılan bu belirtiler, ciddi bir hastalıktan şüphelenmeyi gerektiren işaretlerdir. Ciddi omurga hastalıkları nadir olsa da geç fark edildiklerinde ağır sonuçlar doğurabilir; uluslararası bir çerçeve raporu, kırmızı bayrakların çoğunun tanısal doğruluğuna ilişkin yüksek kaliteli kanıt bulunmadığını, bu nedenle tek bir belirtiye değil öykü ve muayenenin bütününe dayanan bir klinik akıl yürütmeye ihtiyaç olduğunu vurgular (Finucane ve ark., 2020).
Kanser öyküsü, açıklanamayan kilo kaybı veya uzun süreli kortizon kullanımıyla birlikte yeni başlayan ağrı; geceleri uykudan uyandıran ya da dinlenmeyle geçmeyen ağrı; kola yayılan ağrı, uyuşma veya karıncalanma; birkaç haftada azalmayan ya da giderek artan ağrıda birkaç gün içinde hekim muayenesi planlanmalıdır.
Ayrıntılı öykü ve muayene, boyun ağrısı değerlendirmesinin ilk adımıdır; görüntüleme her kişide gerekmez. Öyküde ağrının nasıl ve ne zaman başladığı, kola yayılıp yayılmadığı, gece ağrısı, uyuşma veya güç kaybı, çalışma düzeni ve daha önce denenen tedaviler sorulur. Muayenede boyun hareketleri ve kas hassasiyeti incelenir; kollarda kas gücü, duyu ve refleksler test edilir, el becerisi ve yürüyüş omurilik baskısı açısından gözlenir.

MR; ilerleyen sinir bulgusu, uyarı belirtisi ya da uygun ameliyatsız yaklaşıma rağmen süren ve girişimsel bir işlem veya cerrahi değerlendirme düşünülen kola yayılan ağrıda istenebilir. Travma sonrası kırık şüphesinde çoğunlukla bilgisayarlı tomografi (BT), kemik yapıyı ve boyun hizasını görmek için röntgen kullanılabilir; EMG (elektronöromiyografi) ise sinir kökü hasarının yerini ve derecesini göstermek, onu kol sinirlerinin sıkışması (ör. karpal tünel sendromu) gibi başka nedenlerden ayırmak için kullanılabilir.
Görüntülemedeki her değişiklik ağrının nedeni değildir; bulgular muayeneyle birlikte yorumlanır. Belirti olmayan 1.211 gönüllünün boyun MR’larının incelendiği bir çalışmada katılımcıların %87,6’sında disk taşması (bulging) görüldü; 20’li yaşlarda bile bu oran erkeklerde %73,3, kadınlarda %78,0’dı (Nakashima ve ark., 2015).
Boyun ağrısı tedavisi, uyarı belirtisi olmayan kişilerde çoğunlukla ameliyatsız ağrı yönetimiyle başlar ve ağrının kaynağına, süresine ve günlük hayata etkisine göre kişiye özel planlanır. Hedef ağrının azaltılması ve hareketin yeniden kazanılmasıdır; yanıt kişiden kişiye değişir.
Aşağıda kanıt düzeyiyle özetlenen seçeneklerin dışında, omurga kaynaklı ağrıda kandan hazırlanan PRP (trombositten zengin plazma) enjeksiyonları da araştırılmaktadır; boyun bölgesi için kanıt sınırlıdır ve rutin bir seçenek olarak sunulmaz.
Egzersiz kronik boyun ağrısında yararlı olabilir, akut ağrı için ise yeterli kanıt yoktur. 27 randomize çalışmayı (2.485 analiz edilen katılımcı) değerlendiren bir Cochrane derlemesinde, kronik ağrıda boyun, omuz ve kürek kemiği çevresine yönelik güçlendirme egzersizlerinin ağrıyı azaltmada yararlı olabileceğini destekleyen orta kalitede kanıt bulundu. Düşük kaliteli kanıtlara göre ise yalnızca germe egzersizleriyle belirgin bir yarar beklenmediği bildirildi; derlemede genel olarak yüksek kaliteli kanıt bulunmadığı da vurgulandı (Gross ve ark., 2015). Egzersiz ve fizyoterapi programı, fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanı ya da onun yönlendirdiği fizyoterapist tarafından kişinin durumuna göre düzenlenir. Muayenede gerekli görülürse bu değerlendirmeye yönlendirme yapılır.
Ağrı kesiciler (parasetamol ve steroid olmayan antiinflamatuvar ilaçlar) ve kas gevşeticiler, kısa süreli ve hekim önerisiyle kullanılabilecek seçeneklerdir. İlaç seçimi eşlik eden hastalıklara, kullanılan diğer ilaçlara, yaşa ve gebelik durumuna göre değişir (ayrıntılar aşağıdaki yan etki tablosunda); kola yayılan sinir kaynaklı ağrıda farklı ilaç grupları gündeme gelebilir. Ağrı kesicilerin etkileşimleri ve yan etkileri anesteziyoloji pratiğinin gündelik konularındandır; bu nedenle kullandığınız tüm ilaçlar ve bitkisel ürünler muayenede ayrıntılı olarak sorulur.
Kola yayılan, sinir kökü kaynaklı ağrıda ve ameliyatsız yaklaşıma yeterli yanıt alınamayan seçilmiş kişilerde, floroskopi gibi görüntüleme eşliğinde sinir kökü çevresine yapılan epidural steroid enjeksiyonları değerlendirilebilir. Floroskopi eşliğinde boyundan yapılan transforaminal epidural steroid enjeksiyonunu inceleyen bir sistematik derleme ve meta-analizde kontrol gruplu çalışma bulunamadığı için karşılaştırmalı etki hesaplanamadı; kohort çalışmalarında hastaların yaklaşık yarısında (1. ayda %48, 3. ayda %55) ağrıda en az %50 azalma bildirildi, ancak kanıtın kalitesi çok düşük olarak değerlendirildi (Conger ve ark., 2020). Enjeksiyonlar bu nedenle ilk seçenek değildir. Bu işlemler floroskopi donanımı olan merkezlerde, bu alanda yetkin hekimlerce yapılır; muayene ve görüntüleme bulgularına göre gerekli görülürse ilgili merkeze yönlendirme yapılır.
Cerrahi değerlendirme; ilerleyen güç kaybı, omurilik baskısını düşündüren belirtiler ya da yeterli süre uygulanan ameliyatsız yaklaşıma rağmen günlük hayatı belirgin kısıtlayan kol ağrısı varsa gündeme gelir. Rochester çalışmasında servikal radikülopati tanılı hastaların %26’sı ortanca 4,9 yıllık izlemde ameliyat olmuştu; ameliyat kararıyla ilişkili bulgular, kola yayılan ağrı ile duyu kaybının birlikteliği ve muayenede saptanan kas güçsüzlüğüydü (Radhakrishnan ve ark., 1994). Cerrahi kararı beyin ve sinir cerrahisi ya da ortopedi uzmanları verir.
Ense ve boyundaki ağrının süresi nedene göre değişir; kas ve bağ zorlanmasına bağlı ağrı kısa sürede azalabilir. Üç aydan uzun süredir devam eden veya tekrarlayan ağrı kronik ağrı olarak tanımlanır (Treede ve ark., 2019) ve ayrıca değerlendirilir. Boyun fıtığına bağlı kol ağrısı çoğu kişide zamanla azalır: bir sistematik derlemede belirgin düzelmenin çoğunlukla ilk 4–6 ayda görüldüğü, hastaların yaklaşık %83’ünde tam iyileşmenin 24–36 ay içinde gerçekleştiği bildirildi; derlemeye alınabilen düşük yanlılık riskli çalışma sayısı yalnızca üçtü (Wong ve ark., 2014). Rochester’daki nüfus temelli çalışmada da ortanca 4,9 yıllık izlemin sonunda hastaların %90’ında belirti kalmamış ya da yalnız hafif kısıtlılık vardı; ancak bu oran izlemde ameliyat olan %26 dahil tüm hastalar üzerinden hesaplanmıştır ve yakınmalar %31,7’sinde tekrarladı (Radhakrishnan ve ark., 1994). Bu veriler kişisel seyir için tahmin yerine geçmez. Uyarı belirtisi olmasa da birkaç hafta içinde azalmayan ya da sık tekrarlayan ağrıda planlı bir hekim muayenesi önerilir.
Egzersiz, ilaç ve enjeksiyon gibi ağrı yönetimi yöntemlerinin her birinin olası yan etkileri ve uygun olmadığı durumlar vardır; boyundaki ağrıda plan bu riskler tartılarak yapılır.

| Yöntem | Olası yan etkiler | Uygun olmayabileceği veya dikkat gerektiren durumlar |
|---|---|---|
| Egzersiz | Başlangıçta geçici kas ağrısı, ağrıda kısa süreli artış | Uyarı belirtisi, açıklanmamış travma veya ilerleyen sinir bulgusu varken değerlendirme tamamlanmadan başlanmaz |
| Steroid olmayan antiinflamatuvar ağrı kesiciler (NSAİİ) | Mide yakınmaları, mide kanaması, böbrek işlevinde bozulma, tansiyon yükselmesi | Mide ülseri veya kanama öyküsü, böbrek yetmezliği, kalp yetmezliği veya ciddi kalp hastalığı, astım ya da ağrı kesicilere alerji öyküsü, kan sulandırıcı kullanımı, gebelik (özellikle 20. haftadan sonra) |
| Parasetamol | Önerilen dozda yan etki seyrek; yüksek dozda karaciğer hasarı | Karaciğer hastalığı, düzenli alkol kullanımı; başka ilaçlardaki parasetamolle birlikte günlük dozun aşılması |
| Kas gevşeticiler | Uyku hali, baş dönmesi | Araç kullanımı ve dikkat gerektiren işler, alkolle birlikte kullanım, ileri yaşta düşme riski |
| Görüntüleme eşliğinde enjeksiyon | Enjeksiyon yerinde ağrı, geçici ağrı artışı, yüzde kızarma, şeker hastalarında kan şekerinde geçici yükselme; nadiren enfeksiyon, kanama, zar delinmesine bağlı baş ağrısı; çok nadir ama geri dönüşsüz hasar bırakabilen inme ve omurilik yaralanması gibi ağır sinir sistemi komplikasyonları (Rathmell ve ark., 2015) | Aktif enfeksiyon veya ateş, düzenlenmemiş kan sulandırıcı kullanımı ya da kanama bozukluğu, gebelik, kontrolsüz şeker hastalığı, kullanılacak ilaçlara alerji |
| PRP enjeksiyonu | Enjeksiyon yerinde ağrı, şişlik, morarma; nadiren enfeksiyon | Aktif enfeksiyon veya ateş, trombosit sayısı ya da işlevi bozukluğu, düzenlenmemiş kan sulandırıcı kullanımı, aktif kanser, gebelik ve emzirme |
Kırmızı bayrak belirtisi olan kişide öncelik acil tanıdır; ağrı yönetimi bu değerlendirme tamamlandıktan sonra planlanır.
Uyarı belirtisi olmayan ense ağrısında iyi gelebilecek genel önlemler, ağrının izin verdiği ölçüde hareketli kalmak, öne eğik çalışırken ara verip pozisyon değiştirmek ve ekranı göz hizasına yaklaştırmaktır. Uzun süreli yatak istirahati genellikle önerilmez. Sıcak veya soğuk uygulama bazı kişilerde geçici rahatlama sağlayabilir. Tek bir yastık tipinin ya da duruşun herkes için doğru olduğu söylenemez. Bu önlemler, kola yayılan uyuşma, güç kaybı veya gece uyandıran ağrı gibi belirtilerde hekim değerlendirmesinin yerine geçmez.
Boyun ağrısı değerlendirmesini Uzm. Dr. A. Ozan Gökuç, şu adresteki muayenehanesinde yapar: Lotus Nişantaşı A Blok, Kat 6, Daire 124 · Halaskargazi Mah., Halaskargazi Cd. No: 38-66 · 34371 Şişli / İstanbul. Bina, Osmanbey (M2) metro istasyonuna kuş uçuşu yaklaşık 100 metre uzaklıktadır. Görüşmenin ağırlığı, ağrının kola yayılıp yayılmadığını ve sinir kökü ya da omurilik etkilenmesini düşündüren bir bulgu olup olmadığını ayırt etmektir; ağrının şiddeti kadar uykuya, işe ve harekete etkisi de sorulur. Daha önce çekilmiş MR, röntgen veya EMG görüntülerini raporlarıyla birlikte ve kullandığınız ilaçların (kan sulandırıcılar dahil) listesini getirmeniz değerlendirmeyi kolaylaştırır. Ek tetkik, bir ağrı yönetimi planının aynı gün başlatılması ya da nöroloji, fiziksel tıp ve rehabilitasyon veya beyin ve sinir cerrahisi görüşü gerekip gerekmediğine muayene sonunda hekim karar verir. Plana verilen yanıt bir kontrol görüşmesinde değerlendirilir. Uyarı belirtilerinden biri varsa muayenehane yerine acil servise başvurulmalıdır.
Sık merak edilen diğer konular:
Her cerrahi veya girişimsel işlemde sonuçlar kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. İşlem öncesinde hekiminizden detaylı görüş almanız önerilir.
Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır; muayene ve kişisel değerlendirmenin yerine geçmez. İletişim: 0533 599 44 10
Boyun ağrısında ilk değerlendirmeyi aile hekimi yapabilir; yakınmanın özelliğine göre fiziksel tıp ve rehabilitasyon, nöroloji, beyin ve sinir cerrahisi veya ortopedi uzmanları sürece katılır. Ağrı yönetiminde anesteziyoloji ve reanimasyon uzmanları da yer alabilir. Kolda hızla artan güç kaybı, yürüme dengesizliği veya travma sonrası ağrıda acil servise başvurulmalıdır.
Boyundan omza, kola veya parmaklara yayılan ağrı çoğu zaman bir sinir kökünün etkilendiğini düşündürür; bu tabloya servikal radikülopati denir. Nedeni boyun fıtığı olabileceği gibi yaşa bağlı kemik ve eklem değişiklikleri de olabilir. Kolda uyuşma veya güçsüzlük eşlik ediyorsa hekim muayenesi gerekir; güç kaybı hızla artıyorsa acil başvuru önerilir.
Boyun fıtığına bağlı kol ağrısı çoğu kişide zamanla belirgin olarak azalır. Bir sistematik derlemede belirgin düzelmenin çoğunlukla ilk 4–6 ayda görüldüğü, hastaların yaklaşık %83’ünde tam iyileşmenin 24–36 ay içinde gerçekleştiği bildirilmiştir; bu konudaki nitelikli çalışma sayısı azdır (Wong ve ark., 2014). Güç kaybı ilerliyorsa ya da ellerde beceriksizlik, yürüme dengesizliği gibi omurilik baskısı belirtileri varsa beklemeden değerlendirme gerekir.
Hayır. Boyun fıtığında cerrahi değerlendirme; ilerleyen güç kaybı, omurilik baskısı belirtileri ya da ameliyatsız yaklaşıma rağmen günlük hayatı belirgin kısıtlayan ağrı varsa gündeme gelir. Nüfus temelli bir çalışmada servikal radikülopati tanılı hastaların %26’sı ortanca 4,9 yıllık izlemde ameliyat olmuştu (Radhakrishnan ve ark., 1994). Ameliyat gerekip gerekmediğine beyin ve sinir cerrahisi ya da ortopedi değerlendirmesiyle karar verilir.
Her boyun ağrısında MR gerekmez. MR; kola yayılan ağrıyla birlikte ilerleyen sinir bulgusu, uyarı belirtileri ya da uygun yaklaşıma rağmen süren ve girişimsel işlem veya cerrahi değerlendirme düşünülen yakınmalarda istenebilir. Belirtisi olmayan 1.211 gönüllüde yapılan bir çalışmada boyun MR’larının %87,6’sında disk taşması görülmüştür (Nakashima ve ark., 2015); bu nedenle bulgular muayeneyle birlikte yorumlanır.
Evet. Boyun kaynaklı baş ağrısı (servikojenik baş ağrısı) genellikle ense ve başın arkasından başlayıp başın bir yanına yayılır ve boyun hareketleriyle artabilir. Bir Cochrane derlemesi, kronik servikojenik baş ağrısında boyun ve kürek kemiği çevresine yönelik güçlendirme ve dayanıklılık egzersizlerini destekleyen orta kalitede kanıt bildirmiştir (Gross ve ark., 2015). Ani başlayan çok şiddetli baş ağrısı veya ateşle birlikte ense sertliği acil değerlendirme gerektirir.
“Boyun ağrısında iğne tedavisi” farklı yöntemler için kullanılan genel bir ifadedir. Araştırılan yöntemlerden biri, sinir kökü kaynaklı kol ağrısında görüntüleme eşliğinde yapılan epidural steroid enjeksiyonudur. Bir meta-analizde kohort çalışmalarında hastaların yaklaşık yarısında ağrıda en az %50 azalma bildirilmiş, ancak kanıtın kalitesi çok düşük bulunmuştur (Conger ve ark., 2020). Nadir de olsa inme ve omurilik yaralanması gibi ağır sinir sistemi komplikasyonları bildirilmiştir (Rathmell ve ark., 2015). Bu işlemler ilk seçenek değildir ve donanımlı merkezlerde yapılır; uygunluk muayene ve görüntüleme bulgularına göre değerlendirilir.
Olabilir. Boyna, çeneye veya sol kola yayılan ağrıya göğüs ağrısı ya da baskı hissi, nefes darlığı, soğuk terleme veya bulantı eşlik ediyorsa kalp kaynaklı bir durum düşünülür ve en yakın acil servise başvurulmalıdır. Boyun hareketleriyle artan ve kolda uyuşmayla birlikte yayılan ağrı daha çok boyun kaynaklıdır; ayrım muayene ve gerektiğinde EKG gibi tetkiklerle yapılır.
Boyun ağrısına kol veya bacaklarda hızla artan güç kaybı, el becerisinde azalma, yürüme dengesizliği, idrar veya gaita kontrolünde bozulma, ateş ve titreme, ateşle birlikte ense sertliği ya da göğüs ağrısı eşlik ediyorsa veya ağrı ciddi bir travmadan sonra başladıysa en yakın acil servise başvurulmalıdır. Kanser öyküsü, açıklanamayan kilo kaybı, uykudan uyandıran ağrı, kola yayılan uyuşma ya da birkaç haftada azalmayan ağrıda ise birkaç gün içinde hekim muayenesi planlanmalıdır.
Boyun ağrısı muayenesi, Uzm. Dr. A. Ozan Gökuç’un Halaskargazi Caddesi’ndeki Lotus binasında, Osmanbey metro istasyonuna yakın muayenehanesinde yapılır. Görüşmede ağrının kola yayılıp yayılmadığı ve sinir etkilenmesini düşündüren bir bulgu olup olmadığı değerlendirilir; varsa önceki MR ve raporlar incelenir. Ek tetkik, ağrı yönetimi planı ya da başka bir uzmanlık görüşü gerekip gerekmediğine hekim karar verir.